CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçim tartışmalarına ilişkin, “Ben bir erken seçimin olabileceği kanaatinde değilim, hele bu terörü bitirme süreci içerisinde. Bu süreç sonlanmalı, ondan sonra Türkiye bir durağanlaşmalı, belli bir noktaya gelmeli, ekonomi düzelecekse düzelmeli. Erken seçim eğer gelirse Türkiye’nin gündemine, elbette ki biz erken seçim olmasın diye bir özel çabamız olmayacak. Ama biz her şeyden önce Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu tablonun mutlaka düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyiz” ifadesini kullandı.
(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçim tartışmalarına ilişkin, “Ben bir erken seçimin olabileceği kanaatinde değilim, hele bu terörü bitirme süreci içerisinde. Bu süreç sonlanmalı, ondan sonra Türkiye bir durağanlaşmalı, belli bir noktaya gelmeli, ekonomi düzelecekse düzelmeli. Erken seçim eğer gelirse Türkiye’nin gündemine, elbette ki biz erken seçim olmasın diye bir özel çabamız olmayacak. Ama biz her şeyden önce Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu tablonun mutlaka düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyiz” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, televizyonların Ankara temsilcileriyle Bilkent Otel’de kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
“MANSUR BEY’İN İSTİFASI ÜZDÜ”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Mansur Bey Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini yapıyor. Belediye başkanları hizmet ettikleri ile hiçbir ayrım yapmaksızın hizmet ederler. Yani hizmeti götürürken onların hangi partiye üye olduklarını veya hangi sınıftan olduklarını araştırmaz. Belediye başkanı bir yerde sorun varsa o sorunu götürür, çözer. Kendisi ekibi, kadrosuyla sorunları çözmekle yükümlü zaten. Mansur Bey’in istifası üzdü mü? Elbette üzülürüz. Mansur Bey Cumhuriyet Halk Partisi’nde birinci ve ikinci dönem Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyordu. Şimdi bağımsız olarak görevini sürdürüyor. Ama politikacıların bilmesi gereken bir gerçek daha var. Politikacılar her türlü sert eleştiriye katlanmak zorundadırlar. Bir eleştiri geldi diye duygusal hareket etmek doğru değildir. Benim düşüncem bu. O nedenledir ki milletvekillerine veya siyasilere yapılan sert eleştiriler dolayısıyla dava açılamayacağı yönünde birçok karar var. Siyasetçi buna göğüs germek zorundadır. Ya siyaseti bırakacaksınız veya bu eleştirilere katlanacaksınız. Eleştiri gelir, haksız da olabilir, karşı açıklama da yapılabilir, telefon görüşmesi de olabilir, ilişkiler yumuşatılabilir. Dolayısıyla eleştiri bir kırılma noktası olmamalı, benim düşüncem bu.”
İMAMOĞLU NEDEN İHRAÇ EDİLMEDİ?
CHP’den istifa etmeyip YENİ Parti ile hareket eden isimlerin ihraç edilip edilmeyeceğinin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in neden ihraç edilmediğinin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun istifa etmeden önce neden ihraç edilmediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:
“Sadece CHP’li belediyelere yönelik operasyon yapılması doğru değil. Yolsuzluk yapma iddiasıyla eğer yargı ya da güvenlik güçleri hareket ediyorsa burada parti ayrımı yapmaması lazım. Parti ayrımı yaparsa yolsuzluk olsa dahi en azından belli bir kitlenin kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Neden buraya dokunulmuyor diye. Yolsuzluk yapanlar, yolsuzluk yapmayı sürdürenler Cumhuriyet Halk Partisi’nden derhal istifa etsinler, AK Parti’ye katılsınlar. Yolsuzluğu kim yaparsa üzerine gidilmeli. Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. Yani birisi yolsuzluk yapıyorsa ve üzerine gidiliyorsa elbette gidilmeli. Sabahın 5’inde 6’sında ev basılmamalı. Telefon edersiniz, gelir bu kişi, niye gelmesin yani? Bu doğru bir şey değil. İki, ben öteden beri tutuklamaları doğru bulmuyorum. Kişi ev hapsinde olabilir… Dolayısıyla kişileri mahkum olmadığı sürece hapiste tutmanın doğru olmadığına inanan birisiyim.
Ekrem Bey ile ilgili sordunuz, kişinin mahkumiyeti kesinleşmedikçe onu, ben seni partiden atıyorum demek doğru değil. O nedenle biz mahkumiyetin kesinleşmesini bekledik. Yargılanır mı? Evet, çok kişi yargılandı bizde. Belediye başkanlarımız oldu, 397 yılla yargılandı, İzmir, Eskişehir, biz bunları da ihraç etmedik ama sonunda beraat ettiler. Dolayısıyla hani baştan ön yargıyla hareket etmeyi doğru bulmayız. Mahkeme karar verir, ondan sonra gereğini yaparız. CHP’li belediye başkanı olup da başka bir partiyle iç içe olan belediye başkanını ihraç ediyoruz, disipline veriyoruz. Bir belediye başkanının kişiliği olmalı. Ahlak da bunu gerektirir. Belediye başkanlarına yaklaşımımız bu çerçevede.”
VAHAP SEÇER SİYASİ TUTUKLU MU?
Kılıçdaroğlu, “Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna ilişkin siyasi tutuklu değil demiştiniz, ama CHP’de kalan bazı belediye başkanlarına yönelik de sonrasında gözaltı ve tutuklamalar oldu. Mesela Vahap Seçer; sizce kendisi bir siyasi tutuklu mudur?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Vahap Bey ile ilgili iddianame çıkmadı. Diğerlerinde iddianame çıktı. Tabii iddianame olmadığı için bir şey diyemeyiz, sadece Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının tutuklanması doğru değil. Yani bu şunu doğal olarak doğuruyor: Belediye başkanlarına deniyor ki, eğer bizim partimize gelirseniz istediğiniz kadar yolsuzluk yaparsınız ve korumam altında olursunuz. Ama başka partideyseniz ben sizi gözaltına alırım. Bu bütün belediye başkanlarına verilen mesajdır. Biz geçmişte de AK Partili belediyelerle ilgili çok şey söyledik. En tipik örneği Melih Gökçek. Söyleyen de ben değilim, söyleyen de Bülent Arınç, parsel parsel sattınız diyen o. Ne parselin hesabı soruldu, ne P harfine kadar yaklaşıldı.”
“ÖNEMLİ OLAN ÖCALAN’IN KATKI VERMİŞ OLMASI”
Kılıçdaroğlu, “Abdullah Öcalan’a bir statü verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda Abdullah Öcalan’a bir statü verilmesini ve silah bırakma alt komisyonunun çalışmasına nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine, “Bu tartışılıyor, böyle bir düşünce var mı yok mu bilmiyoruz. Sonuçta kendisi PKK’nın terör örgütünün uzun süre liderliğini yapan kişidir. Bir statü verilir mi verilmez mi onu bilmiyorum ama burada önemli olan kişiye statü verilmesi değil, önemli olan Öcalan’ın da sorunun çözümüne katkı vermiş olmasıdır. Biz sorunu kişiselleştirmenin çok ötesinde toplumsallaştırmak zorundayız. Türkiye bu sorunu aşmak kendi içinde barışı sağlamak zorundadır. Buradan Türkiye’nin süratle çıkması ve kurtulması lazım. Başka şeylere bizim odaklanmamız lazım. Türkiye’nin…” diye konuştu.
“KANALLARIN KAPATILMASINI DOĞRU BULMAM”
Halk TV’ye atanan kayyımın sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:
“Şimdi bir siyasetçinin elbette ki televizyonları eleştirme hakkı var, eleştirebiliriz yani. Bir soru üzerine oldu, çok iyi niyetle düşüncelerimi ifade ettim. Diğer televizyon kanalları içinde yeri zamanı gelince bize soru sorulduğunda onu da eleştiriyoruz, bizim istediğimiz doğru haber. Ama benim o eleştirimi esas alıp ‘Vay efendim siz Halk TV’nin kapanmasına yol açtınız’ demek, ne diyeyim yani şimdi? Aklı olan bunu söylemez, çünkü kaç sayfalık iddianame çıkmış, Allah aşkına üç günde bunlar hazırlanır mı? Halk TV’ye sahip olan kişinin ne mal varlığı ile ne de diğer konularla ilgili hiçbir açıklama da yapmadım, iddianamede bunlar da var. Bir siyasi partinin Halk TV’nin yapmış olduğu bir yayını eleştirmesi kadar doğal bir şey yok, yani bu sadece Halk Televizyonu ile ilgili değil, birçok televizyon kanalı ile ilgili düşüncelerimiz yeri zamanı geldi açıkladık. Ben televizyon kanallarının medya özgürlüğünün korunması gerektiğine inanan birisiyim. Aynı şekilde gazetecilerin, beni en sert eleştiren gazeteciler de dahil olmak üzere gazetecilerin tutuklanmalarını doğru bulmuyorum. Yargılanabilirler, dava açılabilir ama tutuklanmaları, televizyon kanallarının kapatılmasını doğru bulmam.”
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un erken seçim açıklamalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:
“Sayın Uçum’un açıklamalarını bilmiyorum, arkadaşlar bana aktardılar kısmen. Birincisi şu: Erken seçim kararını parlamento alır. Sayın Uçum’un yaptığı açıklama bir temenni olabilir, ayrıntısını Sayın Uçum’un sizlere vermesi lazım. Parlamento böyle bir karar almaya hazır mı? Hayır, hazır değil. Ülke bu haldeyken, yangın yerindeyken hangi erken seçimi yapacaksınız? Ekonomiyi görüyorsunuz, fon vurgununu görüyorsunuz, yolsuzlukları görüyorsunuz, gelir dağılımındaki olağanüstü bozulmayı görüyorsunuz. Yoksulluğun artık yaygınlaştığını ve bir anlamda da kitleler tarafından kabul edildiğini görüyorsunuz. Hangi erken seçimi yapacaksınız ve hangi gerekçeyle yapacaksınız? Eğer seçim illa yapacağız diyorlarsa, bizim belediye başkanlarını CHP’li belediye başkanlarını transfer ederek işte bunlar geldi, dolayısıyla bunların arkasındaki kitle de gelir biz oy verir diyorlarsa öyle bir dünya yok. Belediye başkanı kendisi gitmiştir. Ona oy verenler zaten tepkilerini göstermişlerdir. Giden belediye başkanları hakkımızda soruşturma açılmasın diye gitmişlerdir, yoksa keyiflerinden oraya gitmemişlerdir. Sayın Uçum’un zaman zaman yaptığı açıklamalar yazılıyor, çiziliyor, ama ben bir erken seçimin olabileceği kanaatinde değilim, hele bu terörü bitirme, sonlandırma çerçeve yasa, bu sürecin sonlanması lazım. Halkın beklentisi bu, bu süreç bir sonlanmalı, ondan sonra Türkiye bir durağanlaşmalı, belli bir noktaya gelmeli, ekonomi düzelecekse düzelmeli. Erken seçim eğer gelirse Türkiye’nin gündemine, elbette ki biz erken seçim olmasın diye bir özel çabamız olmayacak yani. Ama biz her şeyden önce Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu tablonun mutlaka düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu tablo mutlaka düzelmek zorunda. Yapamazlarsa, beceremezlerse zaten doğal olarak seçim kendiliğinden gelecektir, doğal olarak.”
“CUMHUR İTTİFAKI İLE GÖRÜŞMEMİZ OLMADI”
“CHP’nin Cumhur İttifakı’nın yanında saf tutuyor algısına ne diyorsunuz?” sorusuna, “Efendim bu algıyı yaratan medya ve belli çevreler, yani özel olarak Cumhur İttifakı ile bir görüşmemiz olmadı. Eleştiri gelince en sert eleştiriyi yapıyoruz. Mekke Anlaşması dolayısıyla düşüncelerimizi söyledik, kaygılarımızı dile getirdik. Bizim aslında Sadabat Paktı gibi bir şeye ihtiyacımız var. Suudi Arabistan’la bu kadar yakınlaşmamızın arkasındaki hedef ne? Onu bilmiyorum. Kamuoyuna açıklanmıyor. Eğer Husilerle savaşmak için Türkiye’nin silahlı gücünü öne çıkarmak ve bunu kullanarak bir mali destek istiyorlarsa bu vahim bir olaydır, böyle bir şey olamaz. Askerin kanı gidemez” yanıtını verdi.
Amasya Ses, Şehzadeler Şehri’nden yükselen güçlü sesiyle Amasya’da yaşanan gelişmeleri yakından takip eden, kentin gündemini tarafsız, hızlı ve güvenilir şekilde okuyucularına ulaştıran güncel bir haber platformudur.
Yorum Yap